Proloterapi, tendon ve ligamentlerde oluşan hasarın rejenerasyonunu aktifleştiren bir tedavi yöntemidir. Latince bir kelime olup “proliferasyon” ve “tedavi” kelimelerinden meydana gelmiştir. Proloterapi enjeksiyon yöntemi ile uygulanır, hasara uğramış olan uygun bölgeye gerekli solüsyon enjekte edilerek tedavi gerçekleştirilir.
Uygulanan bu solüsyon sayesinde hasarlı bölgenin tekrar yenilenmesi, onarılması tetiklenir.
İçerik Başlıkları
Proloterapi Ne Demek?
Proloterapi, “proliferasyon” ve “tedavi” sözcüklerinden türeyen bir kelimedir.
Proliferasyon, tüm canlılarda hücre ile alakalı bir durumdur. Tıp dilinde hücrelerin çoğalması, artmasına proliferasyon denir. Proloterapi tedavisinde proliferasyonun hücre yenileyici özelliğinden yararlanarak vücutta doğal iyileşme süreci başlatılır.
Proloterapi Nedir?
Proloterapi, eklem, kas, ligament ve tendon tedavisinde uygulanan bir enjeksiyon tedavi yöntemidir. Bu tedavide hasarlı kas, eklem, ligament ve tendona iyileşmeyi aktifleştiren bir solüsyon enjekte edilir. Bu sayede hasarlı bölgede proliferasyon sağlanır, vücut kendi kendini tedavi etmeye başlar.
Tedavide vücutta oluşan kronikleşmiş doku hasarı hedef alınır. Tedavi güvenilir kliniklerde rahatlıkla uygulanabilir. Hastanın genel anestezi almasına gerek yoktur. Cerrahi işlem sonrası gibi uzun iyileşme süresi gerekmez. Bu tedavi sonrası hareket kaybı veya kısıtlaması yaşanmaz. Tedavi sonrası hastanın ilaç kullanması gerekmez. Proloterapi tedavisi sadece ağrıyı iyileştirmez, ağrıya neden olan şikayeti tedavi eder.
Proloterapi Ne İşe Yarar?
Proloterapi, aşınmış, zayıflamış, hasara uğramış, ligament, tendon, kas, bağ dokusu ve eklemlerin kendi kendini tedavi etmesine yarar. Tedavide proliferatif solüsyonlar ilaç olarak kullanılır. Bu solüsyonlar mannitol ve dekstroz gibi doğal maddelerden elde edilir.
Proloterapi ilaçları hasarlı bölgeye enjekte edilir. Doğal maddelerden oluşan bu ilaçlar uygulanan bölgede yangılar oluşturur ve sorunlu bölgenin yenilenmesini, güçlenmesini sağlar.
Proloterapi Tedavisinde Hangi İlaç Kullanılır?
Bu uygulama enjeksiyon tedavi yöntemlerinden biridir. Tedavide hedef vücudun onarım mekanizmasını aktif hale getirerek vücudun kendi kendini onarmasıdır. Proloterapi ilaçları
arasında doğal şeker ve tuzlu sudan oluşan solüsyonlar vardır. Proloterapide kullanılan ilaçlar sayesinde sorunlu bölgede tedavi süreci başlar, farklı bir uygulamaya gerek kalmadan vücut kendi kendini onarır.
Bu tedavide kortizon içeren ilaçlar kullanılmaz.
Proloterapi Hangi Hastalıklara Uygulanır?
Proloterapinin uygulandığı başlıca hastalıklar şu şekildedir:
- Kas, tendon, bağ şikayetleri
- Kalça, diz, parmak artriti
- Dejeneratif disk şikayeti
- Diz şikayetleri
- Bazi baş ağrısı tipleri
- Tenisçi dirseği
- Menisküs yırtığı
- Fibromiyalji
- Omuz sıkışması
- Bursit
- Eklem kireçlenmeleri ve aşınmaları (artroz)
- Bel fıtığı, kireçlenme kaynaklı bel ağrıları
- Fıtık ve kireçlenme kaynaklı sırt ağrıları
- Topuk dikeni
- Plantar fasiit
- Bel kayması
- Lumbaji
- Osteitis pubis
- Donuk omuz
- Morton nöroması
- Skolyoz
- Karpal tünel sendromu
- Burkulma, zorlama sonucu oluşan hasarlar
- Sporcu yaralanmaları
- Gevşek eklem tedavisi için proloterapi yaptıranların yorumları oldukça memnuniyet doludur.
Proloterapi Nasıl Uygulanır?
Proloterapi, klasik bir enjeksiyon tedavisidir. Tedavi öncesi hastadan bilgisayarlı tomografi, MR, röntgen gibi görüntüleme yöntemleri istenebilir. Tedavide kullanılan solüsyonlar şikayetin bulunduğu bölgeye enjekte edilir. Uygulama sonrası ağrı kesici ilaç verilmez, vücudun reaksiyon vermesi beklenir.
Proloterapi Ne Kadar Sürer?
Proloterapi yarım saat gibi kısa bir sürede biten bir tedavidir. Tedavi sonrası kısa bir süre buz veya ısı uygulaması yapılabilir. İşlem sonrası evde de sıcak uygulama önerilir.
Proloterapi Kaç Seans Yapılır?
Proloterapi seans sayısı hastanın yaşı, genel sağlık durumu, şikayeti, şikayetin bulunduğu bölge gibi, durumlara bağlı olarak değişir. Bazı hastalarda tek seans yeterli olabilirken bazı hastalarda birkaç seans gerekli olabilir.
Proloterapi Yan Etkileri Nelerdir?
Tedavide doğal içerikli ilaçlar kullanılır, bu sayede tedavi oldukça güvenilir hale gelir. Ancak tedaviyi uygulayan hekimin bilgisi ve tecrübesi oldukça önemlidir. Yeterli deneyime ve bilgiye sahip olan hekimin uyguladığı proloterapi tedavisinin yan etkisi yok denilecek kadar azdır.
Nadir de olsa görülen bazı yan etkiler şunlardır:
- En sık görülen yan etki geçici ve kısa süreli hipotansiyon
Daha az nadir görülen yan etkiler şu şekildedir:
- Baş ağrısı
- Kanama
- Enfeksiyon
- Alerjik durumlar
- Morarma
- Şişlik ve sertlik
Proloterapi Öncesi
Tedavinin amacı vücudun bağışıklık sistemini daha aktif hale getirmektir. Proloterapi öncesi hastanın protein bakımından zengin beslenmesi önerilir, bu sayede vücudun bağışıklık sistemi güçlendirilir. İşlem öncesi en az üç gün antiinflamatuar ilaçlar alınmamalıdır. Proloterapi öncesi kan sulandırıcı ilaçlar da bırakılmalıdır. Proloterapi sonrası ağrı çoğunlukla bir iki gün içinde kendiliğinden geçer.
Proloterapi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler
Proloterapi sonrası dikkat edilmesi gereken en önemli konu hastanın dinlenmesidir. Bu süreçte hasta önerildiği şekilde yürüyüş, egzersiz yapabilir. Proloterapi sonrası doktorun tavsiyelerine uyulmalıdır. Uygulama yapıldıktan bir gün sonra hasta günlük işlerine geri dönebilir. Tedavi sonrası doktorun önermediği ağrı kesici ilaçlar alınmamalıdır. Uygulama yapılan bölgede bir miktar ağrı olması tedavi sürecinde istenilen bir durumdur.
Proloterapi Sonrası Banyo Yapılır mı?
Proloterapi tedavisinin en büyük avantajı hastayı günlük yaşamdan koparmamasıdır. Hasta işlem yapıldığı gün banyo yapabilir. Tedavi sonrası sıvı tüketimi önemlidir, günde 2- 2,5 litre su içilmesi önerilir.
Proloterapi Sonrası Ağrı
Proloterapi tedavisinde amaç dokuya dextroz enjekte ederek planlı bir enflamasyon oluşturmak ve dokunun kendi kendini onarmasını sağlamaktır. Kontrollü yaratılan bu inflamasyon sayesinde vücut bu bölgeye daha fazla kan ve besin gönderir. Bunun sonucu vücut kendi kendini onarmaya başlar. Bu nedenle tedavi sonrası ağrı beklenen bir durumdur, ağrı kesici önerilmez. Ancak ağrı hiçbir zaman şiddetli olmamalıdır. Ağrıya ateş eşlik etmemelidir.

[grw id=”924″]
